Ölümünün 11.yılında sevgiyle anıyoruz…

31 January 2010 Yazan Can  
Kategori Guncel, Yaşam, ana

Kara haber tez duyulur unutsun beni demissin
Bende kalan resimleri Mektupları istemişsin
Üzülme sevdiceğim bir daha çıkmam karşına
Sana son kez yazıyorum Hatıralar yeter bana
Unutma ki dünya fani veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni çıkmayınca BEDENDEN olabilir

Kurumuş bir çiçek buldum mektupların arasında
Bir tek onu saklıyorum onu da çok görme bana
Aşkların en güzelini yaşamıştık yıllarca
Bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana

Unutma ki dünya fani veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni çıkmayınca BEDENDEN olabilir

Kırıldı kanadım kolum ne yerim var ne yurdum
Gurbet ele düştü Yolum yuvasız kuşlar misali
Selvi Boylum senin için katlanırım bu yazgıya
Böyle yazmışsa Yaradan Kara Toprak Yeter Bana

Unutma ki dünya fani veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni çıkmayınca BEDENDEN olabilir

Çevremize verdiğimiz önem

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Yaşam

Çevre insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları, fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam ve içinde yaşadığımız doğal ortamdır.
Devamını oku

Aşık Veysel’in hayatı

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Biyografi, ana

AŞIK VEYSEL’İN HAYATI VE ESERLERİ

Veysel Şatıroğlu,1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüştür.

Devamını oku

Kimin yüreğinden kimi kovuyorsun…

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Aşk&Sevgi

Kimin yüreğinden kimi kovuyorsun

Gidiyorsun ya bilmem kaçıncı kez… Bittim sanıyorsun.. Yanılıyorsun vefasızım..
Yanılıyorsun… Sen benim yüreğimde, ben istediğim için güzeldin.. Ben istediğim için
görüldü onca rüya.. Onca hayallere ben istediğim için ev sahipliği yaptı bu yürek…
Ben var ettim seni içimde, ben yücelttim, ben… Ben istediğim için senin gözlerinde
geldi baharların en güzeli, ben istediğim için en mavi umutlar senin oldu… Sana
geldi tüm yollar… dedim sana… Değildi vefasızım, kader değildi.. Ben istediğim için
koyduğun noktalara hep bir virgül eklendi… Baş kaldırıyorum şimdi asi sevdana,
isyanlarım diz boyu… Sana yüreğime hükmetme hakkını vermiyorum… Alıyorum elinden
aşkın kural tanımaz taraflarını, sana bırakmıyorum hatıralarımı… Yokluğum yakacak ya
canını eskileri andıkça, ben yanmayacağım yokluğunda… Akıllı adamın işi değil aşk…
Hep duygularım hükmetti hayatıma… Artık sıra mantığımda… Orada bitiriyorum seni
önce.. Can evinden vuruyorum seni, yokluğunu umursamıyorum… Maske takmaktan da
vazgeçtim… Seni en uç noktada, beynimde bitiyorum.. Biliyorum ki ben var ettim bu
aşkı… Seni kurdum önce hep aklımda, sonra yarattım, ezberlettim yüreğime… İnce ince
işledim nakış gibi, var olduğun sürece varım dedim… Şimdi yoksun.. Yokum… İzin
vermiyorum canımı yakmana, bu hakkı tanımıyorum sana.. Nasıl başlattıysam işte öyle
bitiriyorum.. Şimdi son kez anıyorum seni, son kez kaçamak dokunuşların geliyor
aklıma ve yüzüme düşen saçlarımın arasından sana baktığımda, kaçamak bakışlarını
yakaladığım anları son kez anıyorum… Zorluyorum kendimi diye… Öpüşlerini
hatırlıyorum, ama eskiden hatırladığım gibi olmuyor, sadece hatırlanıyor işte sözüm
ona… Hissedilmiyor… Yapıyorum işte, bununda üstesinden geliyorum… Bitiriyorum… Öyle
ki azar azar yok ediyorum benliğimde… Bir kadeh içki alıyorum masama, boğuyorum
seni…Can çekişlerini görüyorum şimdi…. Diz boyu yardım çağrıların uğulduyor
kulaklarımda…. Kurtarmıyorum… Bilmediğin bir şey var, onu da ben hatırlatıyorum…
Kadehlerde boğulanlar, dönemezler boğanlarla aynı masaya… Ölüyorsun işte ve ben
umursamıyorum… Dedim ya, kafama göre rast gele seçip, tüm haklarına el
koyuyorum….Kimin yüreğinden kimi kovuyorsun…

Renk psikolojisi

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Yaşam

“Renk psikolojisi”

Renkler, ilkel zamanlarda doğal uyarı işaretleri olarak karşımıza çıkarken, şimdilerde insanların ruh hallerini etkiledikleri düşünülüyor. Hatta bu düşünce dekorasyonda önemli rol oynuyor.

Renkler ilkel zamanlardan bu yana önemli olagelmişlerdir. İnsan, ateş kırmızısının tehlike ve anlamına geldiğini, o more renkli orman meyvalarının zehirli olduğunu anladığından bu yana, renkler duygular ve duygusal modlarla ilişkilendirilmiştir.

Dini sanatçılar renkleri bir tür steno olarak kullanmışlardır. Örneğin o dönemlerin vitray veya armacılık çalışmalarına bakanlar, yeşilin umut anlamına geldiğini bilirlerdi. Hatta azizler bile farklı renklerle bağlantılandırılmışlardı.

Günümüzde ise renkbilimi, feng shui gibi akımlar sayesinde renkler hayatımızın içine iyice girmekle kalmayıp, moda ve güzellik alanlarında olduğu kadar dekorasyon alanında önemli bir rol oynamaya başladılar.
Eskiden duvarların rengine karar verirken, mobilyalarla uyumu, evin aldığı ışık gibi faktörler göz önünde bulundurulurken, artık bunlara renklerin insan psikolojisi üzerindeki yansılamaları da dikkate alınıyor. Renklere ve anlamlarına gelince…

Kırmızı
Neyi temsil eder? Tehlike, tutku, enerji, sıcaklık, macera, iyimserlik
En uygun kullanım alanı: Sosyallik ve canayakınlığı pekiştirdiği ve iştah duygusunu uyardığı için yemek odası.
Riskleri: Fazla kuvvetli gelip başağrılarına sebep olabilir. Bu durumda ya tonu değiştirin, ya sadece tek bir duvarı bu renge boyayın, ya da bu rengi sadece aksesuarlarda kullanın.
Kırmızı bebek odasında kullanmayın.

Pembe
Neyi temsil eder? Aşk
En uygun kullanım alanı: Huzurlu ve dinlendirici olacağından yatak odasında kullanılabilir. Sıcak bir fuşya tonu ise tutkuyu tetikleyebilir.
Riskleri: Fazla kız rengi gibi ve insanı hasta edecek kadar tatlı ve sevimli görünebişir. Bunu tersine çevirmek için siyah ve kömür karası tonlarını ara ara kullanabilirsiniz.

Turuncu
Neyi temsil eder? İstikrar, endişe gidericilik, sıcaklık. Ayrıca sindirime yardımcı olduğu düşünülür.
En uygun kullanım alanı: Salon, oturma ve yemek odaları
Riskleri: Yatak odasında kullanılırsa, uykuyu engelleyebilir. Ayrıca odaları olduğundan küçük gösterebilir. Bu nedenle turuncu kullandığınız odada bolca ışık olmasına dikkat edin.

Yeşil
Neyi temsil eder? Doğa ve enerji, sakinleştirici, dinlendirici, denge, güvence, istikrar
En uygun kullanım alanı: Yatak ve oturma odaları, salon
Riskleri: Yeşilin fazla kullanılmasının insanları fazlaca rahat ve geniş yaptığı düşünülür. Bu duyguları tersine çevirmek için biraz kırmızı veya turuncu kullanın.

Mavi
Neyi temsil eder? Sakinleştirici ve yatıştırıcı, sadakat, sükunet, otorite, koruma, entellektüel düşünceyi olumlu etkiler, Açlık hissini azalttığı düşünülür, kabusları önler.
En uygun kullanım alanı: Yatak ve çalışma odaları, banyo
Riskleri: Soğuk görünebilir. Alt tonu daha sıcak olan bir mavi tonu seçip, fazla soğuk görünmemesini sağlamaya çalışın.

Sarı
Neyi temsil eder? Günışığı ve enerji, zekayı uyarır
En uygun kullanım alanı: Mutfak, yemek odası ve kuzeye bakan odalar
Riskleri: Yatak odası için pek huzurlu bir renk sayılmaz. Sarının duygusal anlamda acı ve sıkıntıyı arttırdığı düşünülür.

Leylak Rengi / Eflatun
Neyi temsil eder? Spiritüelllik, gökyüzü ve cennet arasındaki dumanlı bölgeyi hatırlatır, kadınsılık
En uygun kullanım alanı: Stresten uzak bir kaçış alanı yaratmak için yatak odası ve banyo
Riskleri: Cansız ve sönük kaçabilir Siyah ve gümüş rengini birlikte ya da ayrı ayrı kullanarak canlandırabilirsiniz.

Mor
Neyi temsil eder? Yaratıcılık, doğurganlık, neşe, büyü, şetanilik, ölüm, seks
En uygun kullanım alanı: Yatak odası
Riskleri: Fazla kuvvetli olabilir.

Kahverengi
Neyi temsil eder? Güvence, istikrar ve büyük ölçüde pratiklik
En uygun kullanım alanı: Salon ve oturma odası
Riskleri: Kendinizi zihnen uyarmak için mavi ya da yeşil gibi daha canlı bir renkle beraber kullanın.

Siyah
Neyi temsil eder? Ölüm, egzantriklik, dram. Renkleri emip, geriye hiçbir şey yansıtmaz, renk değildir.
En uygun kullanım alanı: Az miktarda kullanmak en iyisidir.
Riskleri: Depresiftir. Pembe gibi tatlı renklerin baygınlığını almak için kullanın ama asla zemin rengi olarak kullanmayın.

Sana doyamamak…

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Aşk&Sevgi

Sana doyamamak

Sana doyamamak, hasret dedikleri bu mu?

Her an seni duymak, her an tenini hissetmek, yanı başında seni yaşayabilme ihtimallerini gözden geçirdim az önce… Her ihtimal beni daha da başka özlemlere götürdü. Oysa o ihtimallerin belki de çok az bir yüzdesini paylaşacağım seninle… Aslında seni daha fazla düşünüp fikrimi senle doldurmak belki de hataların en büyüğü kendime karşı… Kimbilir belki de şu yaşam denilen karmakarışık durumu kaldıramadığım bu günlerde sen bana yaşamımı yeniden hediye ettin… Öylesine sindirilmiştim ki kendi dünyama, gerçek dünyaya dair olan her şeyden kendimi yavaş yavaş çekmeye başladığım bir zamanda çıkıverdin karşıma ve seni hayatımın bir parçası olarak aldım gönül bahçemden içeriye… İyi ki geldin… Hoş geldin Beyza…

Senin bana şu kısacık zamanda verdiklerin aslında ne kadar da çok… Ve sen bir çoğunu bilmiyorsun… Bunlardan ilki; sana söz verdiğim andan itibaren sigaramı almadım hiç elime… Artık insanlara bahaneler sunmuyorum, istemediklerimi açıkça anlatıyorum ve gerektiğinde “hayır” demeyi öğrendim. Bazı zamanlarda derdini paylaşacağın en yakın dostuna bile susmanın meziyet olduğunu da öğrendim… Kim bilir daha neler vereceksin, şu öğrenmeye aç beynime neler neler öğreteceksin… Bunlar senin görevin olmayacak, ben sadece senden almam gerekenleri belki de sana sormadan fikrime yerleştirivereceğim.

Ya ben, ben neler verebilirim ki sana…

Sana sadece sevgimi, sana sadece dostluğumu, sana sadece tertemiz bir ben verebilirim… Benden başka “sevmek” nedir öğretebilirim ancak, eğer istersen tabii ki…

Sana dair yazmak, seni seninle paylaşmak, beni seninle paylaşmak…

Özlüyorum seni, her dakika daha da büyüyor özlemlerim…

İsterdim ki sihirli iksiri içtikten sonra görünmez olayım ve hep yanı başında kalayım, her dakikanı, her saniyeni sen hissetmesen de seninle paylaşabileyim diye. Biliyorum, sen görünen beni her saniye yanıbaşında istemezsin… Aslında haklısın da… Ama benim de kendime göre haklı nedenlerim var… Bunların en geçerlisi ise;

SENİ SEVİYORUM

İki korkak yürek…

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Aşk&Sevgi

İki korkak yürek

Belirsiz bir saat, yeniden dışarı atıyorum kendimi.Aradığımın ne olduğunu bilmeyen yada bilerek inkar eden gözlerle görüyorum cadddeleri. Seni mi arıyorum?

Neden insan istediklerini inkar etmeye zorlanır defalarca.. Neden karşılıksız kalır en değerli dokunuşlar hiç haketmeden? İkimizde birbirimizden habersiz atarız caddelere kendimizi.. Sen ne aradığını bilmeden, hergece tanınmayan silik yüzlerin arasında oturursun sabaha kadar. Bomboş, yapayalnız bir kalabalığın içinde unutursun kanayan yüzünü. Gün doğduğunda iyileştirici uykunun kollarında aydınlanır ruhunun karanlığı, ta ki yeni bir karanlık gelene kadar pencerelerine.. Ben ne aradığımı bilsemde, hiç umudum olmadığını bilerek sarılırım yalnızlığıma. İnsanlardan kaçarak yürürüm caddelerde. Bütün tanımadığım yüzler yalnızlğımı hatırlatır daha da fazla. Bütün adımlar büyütür acıyan yanlarımı yeniden. Hep tükenmiş olarak dönerim suskun bir güne. Hep kaybetmiş ve ağlamaklı..

İtiraf etmekten korkarak başlamayacağız, ruhlarımızı kurtaracak bir aşka. Mutluluk hiç bize ait olmayacak. Ödünç hayatların gölgelerinde izleyeceğiz uzaktan uzağa. Yıllar geçse de umutsuzluk birikintilerine basarak, başı önde, tanınmayan iki yüz görecek insanlar. Sessizliğin içinde, kimsesiz caddelerde gezinen iki yalnız yürek. Soğuk bir gece, kimsesiz caddeler ve iki korkak yürek..

Aşk gözlerde başlar, kalplerde büyürmüş.

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori ana, Şiirler

Aşk gözlerde başlar kalpte büyürmüş

Gözlerine baktığımdan beri yüreğimde bir titreme var. İçimi aydınlatan bişey var.
Adını daha koyamadığım bir duygu bu. Ölmekle ölmemek arası ,Sevmekle sevecek olmak arası bir şey.

Ben senden hiç ayrı kalmamıştım uzun zamandır. Ne şarkılar dindiriyor içimdeki sızıyı nede senle geçirdiğimiz günlerin hayali… Hayallerde bir yerde toz bulutu olup kayboluyor gözümün önünden.
Elimdeki resminin her karesini ezberledim. Kaç kıvrım, kaç çizgi varsa yüzünde hepsi beynimin tam ortasında. Yarın diyorum… yarın belki her şey değişir….

Uzakta olmak içindeki sevgiyi daha çok tetikliyormuş. Daha bi dolu yaşatıyormuş kalbimde seni..

Bir asırdır ayrı gibiyiz sanki. Yollar uzaklaştıkça özlemim bir o kadar artıyor sana.
Teselli edecek hiçbir şeyin olmadığını anlıyorum “senden başka” … çok şey istemiyorum ki hayattan.
Bana çıkmazların içinde olduğum zamanda verdiği mucizeyi şimdi yanımda istiyorum….
Hayatımdaki en güzel varlığı “ sen’i ” …

Seviyorum seni .. hemde her zamankinden daha çok …..
Özlüyorum seni … kimsenin kimseyi özlemediği kadar …
Bekliyorum … geri dönüp koşacaksın kollarıma diye …

Yağmur,
Denize düştüğünde deniz,
Yeşile düştüğünde yeşil,
Toprağa düştüğünde toprak kokar…
Yağmur,
Saçına düştüğünde sevgi,
Eline düştüğünde özlem,
Göğsüne düştüğünde aşk kokar..
Hiç yağmuru,
Göğsüne düşürdün mü?

Ben düşürdüm … şimdi de beni hayata bağlayan yağmur damlamı bekliyorum.

Gel…

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Şiirler

Bekliyorum, belki gelirsin diye,
Eğer geleceksen,
Bir nisan yağmurunun, o ılık bulutlarıyla gel …
Yürürken ağaçlara sular, aşkın damarlarımda akarken gel,
Yürürken boş sokaklarda ben, yüreğim sen diye atarken gel,
Yürürken gökte bulutlar, yepyeni baharlarla gel,
Yürürken ağaçlara sular, yürü Gözlerimden kalbime kadar.
Bekliyorum, belki gelirsin diye,
Eğer geleceksen,
Bir nisan yağmurunun, o ılık bulutlarıyla gel …
Erikler çiçek açarken, yazı yaban yeşerirken gel,
Son cemresi de düşüp toprağa, toprak buharlaşırken gel,
Yüreğim aşkınla dolup da, özlemin beni ağlatırken gel,
Gel sil gözlerimi, sana en ihtiyacım olduğu zaman gel.
Bekliyorum, belki gelirsin diye,
Eğer geleceksen,
Bir nisan yağmurunun, o ılık bulutlarıyla gel …
Dilek ağacında, çaputlar renk değiştirmeden,
Yatırlarda mumlar tükenip, ışıkları tam sönerken gel.
Göçmen kuşlar yeniden bir bir, sevinçlerle dönerken gel,
Şiirler şarkı olup, sevdalı dillerde söylenirken gel.
Ve, senin için Allah’a açık ellerim yorgun Düşerken,
Yok ki derdime ortağım, kendi kendime dertleşirken gel ..

Evliliğin altın kuralları

30 January 2010 Yazan Can  
Kategori Erkek, Kadın, Yaşam

1. Bütün kurallari kadin koyar.

2. Hiç bir erkek asla kurallarin tamamini bilmez.

3. Kurallar her an önceden haber vermeksizin degistirilebilir.

4. Kadin erkegin kurallarin yarisindan fazlasini çözdügünü sezdigi anda, kurallari degistirme hakkina sahiptir.

5. Kadin asla yanilmaz. (e tabiim ki)

6. Eger kadin yanilmissa, mutlaka erkegin yanlis yaptigi bir seyden kaynaklanmistir.

7. Kural 6 durumunda erkek mutlaka özür dilemelidir.

8. Kadin her an fikir degistirme hakkina sahiptir.

9. Erkek kadindan yazili izin almaksizin asla fikir degistiremez.

10. Kadin her an sinirli olma hakkini elinde tutar.

11. Erkek her an sakin olma durumundadir (Kadinin erkege “sen de sinirlen” emrini verdigi istisnalar disinda)

12. Erkek bu kurallarin nereden çiktigini soracak cüreti gösterdigi takdirde fiziksel aci duyacagi sekilde cezalandirilir.

13. Evde son söz erkege aittir. Erkegin son sözü ise “tabi hayatim sen nasil istersen öyle olsun” dur. (en güzeli bu). Erkek evlenmis olmakla bu kurallarin tamamini kabul etmis demektir.

Sonraki yazılar »


dizi izle film izle travesti msn nickleri cam balkon ahmet maranki rg Hepindirimde Ucuzluk program indir dizi izle film izle msn nickleri oyun hileleri FrmEvrensel.com chat | sohbet odalar | chat |