| Maynet.ORG Sohbet odalarina hos geldiniz. | |
|
|
Bahar
İşte tam bu mevsimde görülür çiğdemciler. Bir karamuk dikenine boydan boya soğanlarından iliştirdikleri çiğdemleri bir bayrak gibi taşıyan çocuk ve 8-10 kişiden oluşan arkadaşları, bir tekerleme ile kapı kapı dolaşıp bulgur ya da para toplarlar. Çiğdem’in, baharın müjdecisi kabul edildiğini sanıyorum. Çünkü uzun kış mevsiminden sonra en erken görülen çiçekler; çiğdem ve kar çiçeğidir. Önceleri toplanan bulgur, pilav yapılıp yenirmiş. Son zamanlarda ise bakkala satılıp parası bölüşülür oldu. Çiğdem gezdirilirken söylenen tekerlemeden aklımda kalanlar: Çiğdem çiğdem çiçecik Ebem oğlu göçecik (göçecek, ya da küçücük olabilir.) Bir verenin oğlu olsun, İki verenin kızı olsun Kız çatlasın ölsün Oğlan bize arkadaş olsun Verelim Peygambere, Muhammed’e selavat...! Baharın gelişi yalnız çiğdemle ...
Beni durdur cesaretin varsa
Yüzlerce sene evvel çok güzel bir kız varmış. Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış Bu eşi bulunmayan güzeli almak için. Erimişler aşk denen alevden için için, Güneşin sızağıyla eriyen karlar gibi; Hepsinin bu sevdadan hicran olmuş nasibi... Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün, Güzel kız davet etmiş aşıklarını bir gün. D...emiş:"Elbet veremem gönlümü hepinize, Fakat bir müsabaka açıyorum ben size: En güzel en kıymetli inciyi bana her kim Getirirse onunla artık evleneceğim..." Aşıklar mallarını feda edip satmışlar, Dört taraftan en büyük inciyi aratmışlar. Yüzlerce sene evvel bir saz şairi varmış; Bu gencin de gönlünü o kızın aşkı sarmış. Aklını alıvermiş gök ela renkli gözler; Her dakika biricik sevgilisini özler, Her dakika ağlarmış, sızlarmış, ah edermiş; perişanmış, mahzunmuş, derbedermiş.. Duymuş müsabakayı bu aşık da ...
Üç nasihat
Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi "Bi...r nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: 'Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim' Bu ise pek akli ermemiş ama merak iste. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış. Nasihat " KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR" ve yoluna devam etmiş... İlerde yine köse başında başka bir adam bağırıyormuş "bir nasihat bin ...
Seni bensizliÄŸe ve kendimi sana mahkum ediyorum..
Mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. Şu herkeste seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi yakardım. Tenimden yükselen alevler ta Allaha kadar uzanır, ona çaresizliğimi anlatırdı. Seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime, senden kalanları yakacağım. Ben yaşadıkça, varlığım bütün çaresizliklere meydan okuyacak. Unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım. Biraz sonra mektuplarınla resimlerni tutuşturacak bir kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. Her şeyiyle onu sana bırakıyorum. Hayatın senin olsun. istersen hayatım da.. Ama sen kendinin bile olamayacaksın ...
Bende kal…
Bir tohum verdin çiçeğini al Bir çekirdek verdin Ağacını al Bir dal verdin Ormanını al Dünyamı verdim sana Bende kal Aziz Nesin...
Vefa
vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm kimi kim bi_vefa dünyada gördüm bi_vefa gördüm (kimden vefa istediysem ondan cefa gördüm kimi ki vefasız bu dünyada kimi gördüysem vefasız gördüm) FUZULİ...
Sen hasretimsin
sen esirliğim ve hürriyetimsin, çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, sen büyük, güzel ve muzaffer ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin... Nazım Hikmet RAN
Gitmeni de istemedim kalmanı da.
Gitmeni de istemedim kalmanı da. Gitmen de tüketti yüreğimi kalman da. Hiç ortası olmadı bu aşkın. Varlığında yokluğuna;yokluğunda varlığına ağlattın. Sevdin mi? Sevmedin mi? Birleştik mi? Ayrıldık mı? Ben hiç bilemedim. Hep iki ayrı noktadaydık biz. Baharda varsan güzde yoktun. Dilde varsan sözde yoktun. Ne başı oldu ...bu aşkın,ne sonu. Ne gitmeyi bildin nede kalmayı. Ne gecesi oldu bu aşkın,ne de sabahı. Ne güneşi bildik ne de ayı. Bu aşkın hep bir yarısı eksikti. Çok tökezledik biz bu aşkta. Ne düşmeyi bildik ne kalkmayı. Ben geldikçe sen, sen geldikçe ben kaçtım. Oysa biz ne kalmayı bildik ne de kaçmayı...
Ne varsa harap bir kalpte var!
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! Tebrizli Şems...
Anlamak ve anlaşılmak…
Anladım, anlaşılabirliğin susmaktan geçtiğini… Ve sustum anlamların direnişinden bu yana… Anlamak ve anlaşılmak… ‘Seni çok iyi anlıyorum ’dur anladığımın ifadesi – ki, Anlaşılmak/anlamak zordur kimi zaman… Bir ucunu sen yakalarsın diğerini karşındaki(ler) … Önemli olan senin ne anlattığın iken ‘anlaşılan’ tutulur göz ucuyla...... Bir o yana bir bu yana savrulur sözcükler… Sen bir cümle söylersin, cümle senin olmaktan çıkar… Ne başını, ne ortasını ne de sonunu tutabilirsin… ‘Söz gümüş ise sükut altındır’ derler… Dinlersin… Susarsın… Anlaşılmak önemsizdir suskunluğunun içinde ! Anlıyorum herşeyi, anlaşılmanın unutulduğu yerde... Ve anlaşılmıyorum, sözcüklerimin içinde... Sadece... Sustum; İyiye Kötüye, Doğruya Yanlışa… Ben kendimi bildim, anlaşılmanın uzak olduğu cümlelerde… Ve kendimi çözdüm adım adım… Anladım, anlaşılabirliğin susmaktan geçtiğini… Ve sustum anlamların direnişinden bu yana… Sadece... Dinliyorum kendimi sonsuz bir sükunetle..
ManÅŸet Kategorisi 1
Kategorinin diğer yazılarıManşet Kategorisi 2
İşte tam bu mevsimde görülür çiğdemciler. Bir karamuk dikenine boydan boya...
Yüzlerce sene evvel çok güzel bir kız varmış. Ayağına kapanıp bütün gençler...
Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok...
Kategorinin diğer yazılarıAlt Manşet Kategorisi 3
İşte tam bu mevsimde görülür çiğdemciler. Bir karamuk dikenine boydan boya soğanlarından iliştirdikleri çiğdemleri bir bayrak gibi taşıyan çocuk ve 8-10 kişiden oluşan arkadaşları, bir tekerleme ile kapı kapı dolaşıp bulgur ya da para toplarlar. Çiğdem’in, baharın müjdecisi kabul edildiğini sanıyorum. Çünkü uzun kış... [Devamını oku]
Yüzlerce sene evvel çok güzel bir kız varmış. Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış Bu eÅŸi bulunmayan güzeli almak için. ErimiÅŸler aÅŸk denen alevden için için, GüneÅŸin sızağıyla eriyen karlar gibi; Hepsinin bu sevdadan hicran olmuÅŸ nasibi… Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün, Güzel kız davet etmiÅŸ aşıklarını... [Devamını oku]
Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiÅŸ ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiÅŸ. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiÅŸ ve evinin yolunu tutmuÅŸ. Evine doÄŸru giderken yolu büyük bir ÅŸehirden geçmiÅŸ. Yolda yürürken köşe başında birisi “Bi…r... [Devamını oku]
Kategorinin diğer yazıları
